GenelKıbrısManşet

Avcıoğlu: Merkezi İhale Komisyonu üzerinde siyasi baskı var





Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu (Kıb-tek) eski Asbaşkanlarından Yusuf Avcıoğlu, kurumda üç haftalık yakıt kaldığına ve yeni ihale sürecinin de 3 aylık bir periyota varacağına dikkat çekere, “Yakıtsız mı kalalım?” denilerek yeniden doğrudan, fahiş fiyattan ve ihalesiz yakıt alınacağını söyledi

Avcıoğlu: Bakanlar Kurulu’nun doğrudan yakıt alımı konusunda o kadar da isteksiz olduğunu düşünmüyorum

Özgür Web TV‘de yayınlanan Özgür Yorum programında Damla Dabis‘in sorularını yanıtlayan Avcıoğlu, kurumda uzun zamandır devam eden ihalesiz, fahiş fiyattan ve doğrudan yakıt alımları ve iptal edilen ihaleler konusunda Bakanlar Kurulu’na yüklendi.

“Bakanlar Kurulu’nun doğrudan yakıt alımı konusunda o kadar da isteksiz olduğunu düşünmüyorum” diyen Avcıoğlu, “Yakıt alımı konusunda başlayan süreç Şubat ayında başlayan bir süreç. Mayıs sonunda bitecek olan bir sözleşme vardı ortada, 3 ay süreceğini bildiğiniz bir ihale süreci başlayacaktı. Mayıs sonuna yetiştirebilmek için Şubat’ta sizin ihaleye çıkmanız lazımdı ve çıkmadınız. Akabinde de çıkıp açıklama yaptınız; ‘Ben ihale ile yakıt almayacağım, bir protokol imzalayıp Türkiye üzerinden doğrudan alım yapacağım’ şeklinde. Bunu da yapamadınız ve dönüp bir firma üzerinden, fahiş fiyatlarla doğrudan alımlara başladınız. Mayıs sonunda başlayan süreçte, neredeyse 3. aya geldik. Halen sonuçlanamamış bir ihale var” dedi.

“İhalenin komple, kökten iptal edilmesi gerekir”

İhalenin iptali konusunda da dikkat edilmesi gereken bazı hususlar olduğunu söyleyen Avcıoğlu, iki hafta önce gerçekleşen “açık usul” ile yapılan ve sonuçlandırılamayan ihalede, herkesin kapalı zarflar içerisinde tekliflerini götürerek Merkez İhale Komisyonu’na (MİK) attığı, geçerli olan tekliflerin MİK tarafından açılması gerekirken, geçersiz olmayanların da açıldığını gördükleri bir ihale süreci yaşandığını belirtti.

Avcıoğlu, “Herkesin fiyatı ifşa olmuş oldu. Arkasından dönüp iki hafta sonra pazarlık usulü şeklinde birinci ihaleye atfen yapılan bir ihale söz konusu. Dolayısıyla pazarlık usulü ihalede bu teknik şartnameyi değiştirmek mümkün değil. Birinci ihaleye zaten atıfta bulunuyor; birinci ihale tamamlanamadığı için pazarlık usulüne çıkıldı. Bu noktada şartneme değiştirilemez, şartnameyi değiştirmek için İhalenin komple, kökten iptal edilmesi gerekir” dedi.

” ‘Ne yapalım, ihaleyi bağlayamadık, yakıtsız kaldık, memleketi elektriksiz mi bıraksaydık?’ diyecekler

Avcıoğlu, ‘İhale iptal edildiğinde ne olacak?’ sorusunu ise şöyle yanıtladı;

“Kurumun üç haftalık bir yakıtı var. Yapıyor oldukları doğrudan alımlarla da bu işi en fazla Ekim ayının ortalarına kadar götürebilirler. Tüm alımı da yapsalar; Ekim ortasını aşamayacak bir yakıtı olacak kurumun.

İhale sürecinin yeniden başlaması 3 aylık bir periyod demek. İkisini yan yana koyduğunuzda sizin maksimum bir aylık yakıtınız varsa ve ihale süreci 3 ay sürecekse arada 2 aylık boşluk vardır. Siz ihale süreci zaten devam ederken o 2 aylık boşlukta ihaleli bir alım yapamazsınız.

Bu da demektir ki; bu sürede bugüne kadar olduğu gibi ihalesiz alım yapacaksınız ve dönüp diyeceksiniz ki; ‘Ne yapalım, ihaleyi bağlayamadık, yakıtsız kaldık, memleketi elektriksiz mi bıraksaydık?’ Dolayısıyla doğrudan alım yapılacak gibi görünüyor”

“Mahkeme diyecek ki ‘memleket elektriksiz mi kalsın’ ve bu doğrudan alım yapılacaktır”

Avcıoğlu açıklamalarına şöyle devam etti;

“Nasıl elektrik üretebilirsiniz? İhaleyle yakıt alıp üretebilirsiniz. İhale ile alamadıysanız doğrudan alımla bunu yapacaksınız. Yok eğer o da olmayacaksa (diyelim ki böyle bir itirazda bulunuldu ve bu da kabul edildi), geriye elektriği güneyden satın almak kalıyor. Güney ile yapılan anlaşmada da elektriği 20MW’a kadar alabilirsiniz. Onun üzerinde bir kapasite talep ettiğinizde size bir garanti vermiyor. ‘Benim elimde size bu kapasiteyi sunabilecek boşta santralim varsa size bunu verebilirim’ diyor.

Güneyden aldığınız yakıt zaten sizin maliyetlerinizin zaten 2 veya 3 katı üzerindedir. Bu da elektrik fiyatları yükselecek demektir. Bakanlar Kurulu da bunu bahane ederek zaten doğrudan alım yoluna gidecekti. Ortada başka bir seçenek olmadığı için de bu aşamada ben bunun hukuk yolu ile engellenebileceğini düşünmüyorum. Mahkeme diyecek ki ‘memleket elektriksiz mi kalsın’ ve bu doğrudan alım yapılacaktır. Bu noktada ara emri alınabileceğine ihtimal vermiyorum.

Bu ara emri ile ihalenin iptali söz konusu olabilir ama hem ihaleyi iptal edip hem de doğrudan alıma mahkeme kararıyla bloke konmasını pek mümkün görmüyorum. Sonuç olarak buraya yakıt gelebilecek iki yöntem var. Mahkeme her ikisini de engellerse bu 2 ay 3 ay yakıtsız ve elektriksizsiniz demektir.

“Merkez İhale Komisyonu üzerinde siyasi bir baskı vardı”

İki hafta önce iptal edilen ihalede siyasi bir baskı vardı Merkez İhale Komisyonu üzerinde, dolayısıyla ben bu noktada sağlıklı bir karar verilebildiğine inanmıyorum. Bu siyasi baskı da manşetlere kadar çıktı. Daha sonra ihale pazarlık usulüne döndü. Bu pazarlık usulü ya bağlanacak ya da 3 ay sonra yeni bir ihale bağlanacak “ona da itiraz gelmez ise”

Yeni bir ihalenin de bağlanamama durumu pek tabii vardır. 3 ay sonra kesinlikle yeni ihale sonuçlanacak diye bir şey yoktur. Bu sürecin geçmişine baktığınızda; bu kaos Erhan Arıklı’nın Bakanlığı döneminde başladı. Sözde vurgunları ortadan kaldıracağını söyleyerek başladı ancak o günden itibaren fahiş fiyatlarla ya da kalitesiz yakıt alımları ki bunların raporları da basına yansıtılmıştır, bizlere yaşatıldı toplum olarak.

“Elektrik mühendisi olarak ameliyat yapmamı isterseniz ne kadar başarılı olursam; burada yönetimin de başarı oranı o kadar olur”

İlgili meslek grupları ile alakası olmayan kişilerin tamamen siyasi sebeplerden belirli yerlere atandığını zaten görüyoruz. Beni bir elektrik mühendisi olarak bir yere koyup ameliyat yapmamı isterseniz ne kadar başarılı olursam; burada yönetimin de başarı oranı ancak o kadar sağlıklı olur. Yapılan iş sağlıklı değil, işten anlayan kim ise onun başına onların getirilmesi gerekiyor.

Tabii ki herhalde zorlanıyorlar. Haftada bir Yönetim Kurulu ve Yönetim Kurulu Başkanı değiştirdiği için mevcut hükümet yaklaşık bir senedir; muhtemelen eldeki atanabilecek kişi stokunu da tükettiler. Kim gelirse bir şekilde atanıyor. Hesap sorma noktasından bahsedersek geçmişte kurduğumuz şu cümleyi hatırlatayım; ‘Sorumlular sorumluları sorumlu tuttu’

“Birine hesap sorabilmen için öncelikle bağlarını koparabilmen gerekir. Kim kimden hesap soracak?”

Hesap soracağınız mevcut kişi için göstermelik bir soruşturma açıyorsunuz fakat o kişi halen sizin partinizdeki ve safınızdaki görevlerine devam ediyor. Hatta yeri geliyor Başbakanlığa aday olduğu bile söylenebiliyor. Birine hesap sorabilmen için öncelikle bağlarını koparabilmen gerekir. Siz o kişi halen ailenizin bir bireyiyken bunu yapamazsınız, Başbakan bizi yemesin. Kim kimden hesap soracak?

Mevcut yakıtın sizi nereye kadar götürebileceği ayan beyan ortadadır ve hesaplanabilirdir. Siz eğer bu hesabı yapamadığınızı iddia ederek ‘yakıtsız kaldık’ gibi bir cümleye sığınıyorsanız; kusura bakmayın o zaman oturduğunuz koltuktan kalkın da bu dört işlemi yapabilecek birini koyun yerinize. Bu gerekçe kabul edilebilir bir gerekçe değildir. 2021 yılından beridir bunu konuşuyoruz.

“Orada sizi hiçe sayanlara rağmen bir süs bitkisi gibi oturmak zorunda değilsiniz”

Kıb-tek bundan çok daha kötü günler görmüş bir kurumdur. Bunun şu an vatandaşa daha kötü olarak yansımasının sebepleri ihale iptalleridir. Sadece yakıt ihalesi iptalleri değil, sayaç ihalesi iptalleri, kişisel iş sağlığı ve güvenliği malzemeleri ihalesi iptal edildi, yedek parça ihaleleri iptal edildi, dönüp bunların tamamı doğrudan alımla yaptılar, jeneratörlerin bakım ve onarımı için Kanun Hükmünde Kararname’ler yaptılar ve doğrudan şirketlere tamir ettireceklerdi, o iptal edildi, yakıt ihaleleri defalarca iptal edildi ve bu bir kriz haline geldi.

Personel eksikliği de kurumun yüzleştiği sorunlardan biridir. Emekli olan personellerin yerlerine yenileri alınmıyor.

Tüm bunları yan yana koyduğunuzda neden bunlar yaşanıyor? Hepsi siyasi müdahalelerle yapılmış iptaller dolayısıyla.

Bu günlere gelinmesinin sebebi, kurumda oturan müdürlerin, personelin işini yapmamasından değil, tamamen bizzat bakanların müdahalesi ile mevcut müdürlerin yetkilerinin de bypass edilmesinden dolayıdır. Bu demek değildir ki orada oturanlar da sütten çıkmış ak kaşıktır; orada sizi hiçe sayanlara rağmen bir süs bitkisi gibi oturmak zorunda değilsiniz. Bırakın, gidin. Orada kalacaksanız da müdahaleler için kavga ve mücadele edin”













Başa dön tuşu