KıbrısManşet

Kıbrıs sorununun çözülmesi, Doğu Akdeniz bölgesinin istikrarı ve refahı için önemli





Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Lefkoşa Büyükelçisi Judith G. Garber, Nisan ayı sonunda Cenevre’de yapılacak 5+BM gayrı resmi Kıbrıs toplantısına tarafların “ciddi bir şekilde müdahil olup, müşterek alanları bulmaları” çağrısında bulundu

Salgın Kıbrıs’lı Türkler ile olan ilişkileri kısıtladı

ABD’nin hem Kıbrıslı Türkler hem de Kıbrıslı Rumlar ile müşterek alanlarda yakın ilişkileri olduğuna işaret eden Garber, koronavirüs salgınının Kıbrıslı Türkler ile ilişkilerini kısıtladığını, ancak salgının hafiflemesiyle Kıbrıslı Türklerle yakın ilişkilerinin artılmasını umduklarını söyledi.

ABD Lefkoşa Büyükelçisi Judith G. Garber, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in himayesinde Cenevre’de 27-29 tarihleri arasında yapılacak 5 +BM gayrı resmi Kıbrıs zirvesi öncesinde, Türk Ajansı Kıbrıs’a (TAK) özel mülakatta Nisan ayı sonunda yapılacak gayrı resmi Kıbrıs zirvesi, Doğu Akdeniz’deki doğal gaz kaynakları, ABD’nin Güney Kıbrıs’a yönelik savunma kısıtlamalarının kaldırılması yanı sıra Kıbrıslı Türkler ile ilişkileri hakkında açıklamalarda bulundu.

“Kıbrıs sorununun çözülmesi, Doğu Akdeniz bölgesinin istikrarı ve refahı için önemli”

Joe Biden yönetiminin Kıbrıs sorunundaki tutumu ve Kıbrıs sorununun öncelikleri arasında olup olmadığına ilişkin soruyu yanıtında Büyükelçi Garber, “Doğu Akdeniz, ABD için büyük önem taşıyan bir bölge olmaya devam ediyor. Doğu Akdeniz ile ilgili bu yaklaşım konusunda eski yönetim ve bu yönetim arasında devamlılık söz konusudur. Biz, Doğu Akdeniz bölgesinin refahına ve istikrarına yardımcı olmak ve desteklemek için gerçekten uğraşıyoruz. Ve bu yaklaşımımız, daha küresel vizyondan geliyor” dedi.

“Taraflar, Gayrı Resmi 5+BM Toplantısına cidi şekilde müdahil olmalı”

 

Büyükelçi Garber, ABD’nin Nisan ayı sonunda yapılacak gayrı resmi 5+BM Kıbrıs toplantısından beklentisine ilişkin soru üzerine, “ABD, tarafların ciddi bir şekilde müdahil olup, müşterek alanları bulmak için bu fırsatı değerlendireceklerini umuyor ve böylelikle resmi müzakerelere yeniden başlayabileceğiz” dedi.

“İki kesimli, iki bölgeli federal bir çözüm bulunmasını arzuluyoruz”

Kıbrıs müzakerelerinin yeniden başlaması halinde ABD’nin Kıbrıs özel temsilcisi atama ihtimali hakkında ise Garber, “şu anda resmi müzakereler yürütülmüyor.

ABD için esas olan sürecin; Birleşmiş Milletler gözetiminde ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararları temelinde, Kıbrıslılar tarafından yürütülmesidir.

ABD, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi daimi üyesidir ve biz, kalıcı ve adil, BM Güvenlik Konseyi kararlarına dayanan, iki kesimli, iki bölgeli federal bir çözüm bulunmasını arzulamaya devam ediyoruz” dedi.

Garber, “hepimiz, 5+BM toplantısından bir ortak zeminde mutabık kalınması sonucunun çıkmasını umuyoruz.. Bu nedenle, bu toplantı cesaret vericidir ve biz umuyoruz ki, taraflar bu fırsatı değerlendireceklerdir” diyerek sözlerine devam etti.

“Taraflar, alternatif bir çözüm modelinde mutabık kalırsa, bu güvenlik konseyi’ne götürülecektir”

Kıbrıs sorununa federasyon dışında “gevşek federasyon” ve “iki devletli” çözüm fikirlerinin ifade edildiği ve BM Genel Sekreteri Guterres’in gayrı resmi toplantıda “Kıbrıs çözümünde yeni fikirlere açık olacağını” açıkladığının hatırlatılması ve tarafların yeni bir çözüm modelini müzakere etme üzerinde uzlaşması halinde ABD’nin tutumunun ne olacağına ilişkin Garber şöyle konuştu:

Gayrı resmi toplantının fikri, iki tarafın bir araya gelerek, kendi vizyonlarını, endişelerini ve gördükleri sıkıntıları ortaya koymaları ve BM’nin kolaylaştırıcı bir rol üstlenmesiyle ortak bir zemin bulma olasılığını görebilmektir diye düşünüyorum. Bu toplantıdan nasıl bir ortak zeminin ortaya çıkacağı konusunda tahminlerde bulunmayacağım, ancak Güvenlik Konseyi kararlarından farklılıklar söz konusu ise sanıyorum ki bu Güvenlik Konseyi’ne taşınacaktır.

“Kıbrıs’ın ortağıyız, tüm garantör güçlerin müttefikiyiz ve Kıbrıs sorununun çözümüyle yakından ilgileniyoruz”

Guterres’in tarafların olası mutabık kalacağı bir alternatif çözüm modelini Güvenlik Konseyi’ne taşıması halinde, Güvenlik Konseyi daimi üyesi olarak ABD’nin tutumunun ne olacağının sorulması üzerine Garber, “böyle birşeyin olduğunu henüz görmediğimiz bir durum hakkında tahminlerde bulunmayacağım.

Biz, tarafların bu fırsatı ciddiye almalarını ve bu fırsatı değerlendirmelerini umuyoruz ve resmi müzakerelerin yeniden başlayarak ilerlediğini görebileceğiz, çünkü Doğu Akdeniz bölgesinin istikrarı ve refahı için Kıbrıs sorununun çözümü o kadar önemli ki…

ABD, BM Güvenlik Konseyi’nin daimi üyesidir, Kıbrıs’ın ortağıyız ve tüm garantör güçlerin müttefikiyiz, bu nedenle Kıbrıs’ta sorununun çözümüyle yakından ilgileniyoruz” dedi.

“5+BM toplantısı kritik önem taşıyan bir adım… Hepimiz bu toplantıyı ümitle bekliyrouz”

Federasyon temelinde 50 yılı aşkın süredir yürütülen ancak bir sonuç alınamayan Kıbrıs müzakerelerinde federasyona yönelik ilerleme kaydedilmesi için bundan sonra atılması gerken adımın ne olması gerektiğine ilişkin bir soruyu yanıtında Garber, şu ifadelerde bulundu:

“Önemli olan, resmi müzakerelerin yeniden başlamasıdır, çünkü gerçek bir müzakere sürecinde değilseniz, çözüm konusunda herhangi bir ilerleme kaydedemezsiniz. Nisan ayı sonundaki 5+BM toplantısını, bu doğrultuda kritik önem taşıyan bir adım olarak görüyoruz. Hepimiz, bu toplantıyı ümitle bekliyoruz.”

“Önemli olan ileriye bakmaktır”

Kıbrıs sorununun müzakere süreçlerinde Türk tarafının göstermiş olduğu “iyi niyet ve esnekliğe” Rum tarafının karşılık vermemesinin, Türk tarafında “iki devletli” çözüm modeli yönünde bir pozisyon değişikliğine yol açması ve Kıbrıslı Türklerin Annan Planı sonrasında yaşadığı hayal kırıklığına ilişkin görüşünün sorulması üzerine Garber, “Sanıyorum önemli olan ileriye bakmaktır. Bu nedenle, biz her iki tarafın bu fırsatı ciddi bir şekilde değerlendirerek ve ilerleme olabileceğini düşündükleri konulara ilişkin kendi vizyonlarını ortaya koymalarını umuyoruz ve iyi niyet oluşacaktır” dedi.

“Kısmi olarak savunma ticareti kısıtlamalarının kaldırılmasının adada silahlanmayı teşvik ettiğini söyleyemeyiz”

ABD’nin, 1987 yılında “adanın yeniden birleşmesi yönündeki çabaları teşvik etmek ve adada silahlanma yarışını önlemek” amacıyla Güney Kıbrıs’a yönelik uygulamaya koyduğu silah ambargosunu 33 yıl sonra kaldırmasının doğru bir karar olup olmadığı konusunda Garber, şöyle konuştu: “Silah ambargosu hiç olmamıştı. Ada üzerinde belli savunma ticareti kısıtlamaları bulunmaktaydı.

ABD Kongresi, Aralık 2019 yılında Doğu Akdeniz Enerji ve Güvenlik Ortaklığı Yasası’nı geçirdi ve bu her iki partinin desteklediği çok güçlü bir mevzuat idi.

Bu mevzuat, savunma ticareti kısıtlamalarını kaldırdı ve Başkana, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin (Güney Kıbrıs) kara para aklama mücadelesinde kaydettiği ilerlemeyi ve Rus liman ziyaretlerini reddetmesi yönünde attığı adımları onaylama yetkisini verdi. Mevzuatta, ABD’nin ulusal çıkarları söz konusu olması halinde bu sertifikasyon gerekliliklerini kaldırma imkanı tanınıyor.

Mike Pompeo’nun [eski ABD Dışişleri Bakanı] o dönemki tespiti, ABD’nin ulusal çıkarları adına bu kısıtlamaların kısmen kaldırılması gerektiğiydi.

Kısmi olarak kısıtlamaların kaldırılması ne idi? Bu, ölümcül olmayan silahların direkt ticari satışına imkan tanımaktı. Burada nerden bahsediyoruz? Burada muhtemelen kurşungeçirmez yelekler, denizcilik alanı farkındalık teçhizatları, belki de üniformalardan bahsediyoruz.

Alınan kararın ne olduğunu anlamak önemlidir, çünkü silahlardan konuşmadığınız zaman bunun adada silahlanmayı teşvik ettiğini de söyleyemeyiz.”

 













Başa dön tuşu