KıbrısSürmanşetYaşam

YBH: Denizleri kanalizasyon olarak kullanmayı bırakın





Yeşil Barış Hareketi, denizlerin kanalizasyon gibi kullanıldığını vurgulayarak, birkaç kişinin zengin olması pahasına, “gelecek hırsızlığı” yapıldığına, kamuya ait doğal kaynakların sorgusuz sualsiz tüketildiğine dikkat çekti

YBH: Denizleri kanalizasyon olarak kullanmayı bırakın

YBH’nin yazılı açıklamasında, son yıllarda dünyada küresel iklim krizi ve ekolojik ayak izinin yarattığı etkilerin iyice öne çıkmasından dolayı, doğal kaynakların tüketilmeden, kirletilmeden, korunarak, en verimli ve etkin şekilde en sürdürülebilir kullanılması gerektiğine ısrarla dikkat çekildiğini hatırlatıldı.

Açıklamada, “Bu görüşlerden, tartışmalardan ve uluslararası yayınlanan raporlardan bihaber ülkemizde, her geçen gün doğal kaynaklarımız daha da fazla heba edilmekte, bırakın korumayı, daha da fazla yağmalanarak, peşkeş çekilerek, bozulmakta, kirletilmekte, yok edilmektedir” denildi.

“İhmaller ile ilgili açıklamalar ve takibat bekliyoruz”

Açıklamada talepler şöyle sıralandı;

• Doğal kaynaklar tüketilmeden, kirletilmeden, korunarak, en verimli ve en etkin şekilde sürdürülebilir kullanılmalıdır.

• Birkaç kişinin zengin olması pahasına, “gelecek hırsızlığı” yaparak kamuya, yani hepimize ve çocuklarımıza ait doğal kaynakları sorgusuz sualsiz tüketerek “bizlere borçlanmaktadırlar.

• Kanalizasyon ve atık sular, denizlerimizle su kaynaklarımızı doğrudan kirleterek geleceğimizi etkilemektedir.

• Girne gibi olmasın diyerek, büyük uğraşlar verdiğimiz, ancak bitmiş imar planının uygulanmaması yüzünden, İskele’de planı delen binalardan denize dökülen yeni kanalizasyon atıklarının görüntüleri ile dehşete kapılıyoruz.

• Mağusa’da ise kanalizasyon atıklarından oluşan “Deniz kirliliği” öne sürülerek, “Yeşil Hat Tüzüğü” kapsamında buradaki balıkçıların balıklarının Güney’e satışı AB Yetkilileri tarafından YASAKLANDI…

• Yeşil Barış Hareketi olarak yıllardır yaptığımız uyarıları dikkate almayanlar, hala yaşananlardan ders çıkarmamış görünüyorlar.

• Bütün yanlışlara rağmen, en üst makamlardan başlamak üzere devletin bütün ilgili birimlerinin, yasaları çiğneyerek, ısrarla plansızlığı teşvik etmesi ve alkışlaması ürküntü verici boyutlardadır.

• İvedilikle, “Tüm yetkilileri yasalara uymaya, kuralları işletmeye ve denizleri kanalizasyon olarak kullanmayı bırakmaya çağırıyoruz.”

• Çevre sorunlarını çözümlenemez sınırlara taşıyan, doğaya ve ülkemize yapılan, ihanet niteliğindeki bu sorumsuz davranışlar ve ihmaller ile ilgili açıklamalar ve takibat bekliyoruz.

“Ülkemiz bir adadır ve nüfusun büyük bir kısmı şehirlerde yaşamaktadır”

Hem turizm sektörünü, hem yükseköğrenimi ülkenin başlıca kalkınma sektörleri olarak her vesile ile ağızları dolu dolu anlatanlar, adamızın en kıymetli sermayesi olan doğal güzelliklerini, kıyılarını ve denizlerini, bırakın korumayı, yarattıkları çarpık ilişkiler içerisinde adeta tahribatını körüklemektedirler.

Sadece küçük zümrelerin bu kaynaklardan yararlanmasına olanak sağlayarak, birkaç kişiyi zengin ederken, halkın geri kalanına karşı her geçen gün “gelecek hırsızlığı” yaparak kamuya, yani hepimize ve çocuklarımıza ait doğal kaynakları sorgusuz sualsiz, sınırsızca tüketerek “bizlere borçlanmaktadırlar”.

Ülkemiz bir adadır ve nüfusun büyük bir kısmı şehirlerde yaşamaktadır. Haliyle bu durum şehirlerimizin teknik altyapı gereksinimlerinin yerine getirilmesi büyük önem taşımaktadır.

“Denize dökülen yeni kanalizasyon atıklarının görüntüleri ile dehşete kapılıyoruz”

Altyapı eksikliklerinden dolayı özellikle eksik ve/veya yetersiz arıtma alt yapısı, bozuk ve/veya kullanılamayan arıtma sistemleri yüzünden kanalizasyon ve atık sular denizlerimizle su kaynaklarımızı doğrudan kirleterek geleceğimizi olumsuz yönde etkilemektedir.

Yeşil Barış Hareketi’ne ülkemizin her yanından her gün, doğal yaşama ve ekosistemlere büyük zararlar veren lağım sularının denizlere aktığını gösteren videolar ulaştırılıyor. Yakından takip ettiğimiz bu durum, ilgili makamların kayıtsızlığı nedeni ile her geçen gün daha çok artarak içinden çıkılamaz bir hal almaya devam ediyor.

Girne gibi olmasın diyerek, sürdürülebilir bir kalkınma hedefiyle, iyi çalışılmış “imar planı” için büyük uğraşlar verdiğimiz İskele’de; bir yandan Long Beach bölgesinde “Kıyı Şeridi Bildirgesi”ne rağmen kıyıya yapılan betonarme müdahaleler ile mücadele etmeye çalışıyor, bir yandan da planı delen binalardan denize dökülen yeni kanalizasyon atıklarının görüntüleri ile dehşete kapılıyoruz.

“Belediyelerin ve Çevre Koruma Dairesi’nin de yükümlülüklerini yerine getirmemesi sorumsuzluktur”

Bunların üzerinden çok geçmeden bu sefer de Mağusa Laguna bölgesinde yapılan balıkçılık faaliyetlerinin yeşil hat tüzüğü kapsamında Güney’e balık satışının, bölgenin “Deniz kirliliği” öne sürülerek AB Yetkilileri tarafından yasaklanmasına şahit oluyoruz. Balıkçıların ekmeği, insanların sağlığı tehdit altına girmiştir.

Deniz sezonu açılıyor olmasına karşın, Temel Sağlık Dairesi’nin de deniz suyu analizlerini düzenli olarak yapmadığı ve şeffaf olarak da halkla paylaşmadığı hem bizim, hem de kamuoyunun takibindedir.

En son Aralık 2021’de, aylar sonra, güncel olmayan ve gecikmiş olarak, eksikleri ile yarım yamalak paylaşılan veriler bir yana, Belediyelerin ve Çevre Koruma Dairesi’nin de yükümlülüklerini yerine getirmemesi, çevrenin yanı sıra, insan sağlığı açısından çok büyük bir ihmal ve sorumsuzluktur.

“Lağım suları her geçen gün doğal su kaynaklarımızı ve deniz suyunu kirletmektedir”

Kentsel ve bireysel kanalizasyon atıkları yanı sıra, otel adı altında deniz kıyılarına dizilen birçok büyük yapıların yığınsal kanalizasyon atıkları da Turizm ve Çevre (!) Bakanlığı’nın ve ilgili bütün kurumların bilgisi dâhilinde denizlerimize deşarj edilmektedir.

Karasal alanda kıyılarımızın haksız yere işgali bir yana, deniz yaşamı da çok ciddi bir yıkım yaşamaktadır, çünkü denizlerimize ne yazık ki, kanalizasyon muamelesi yapılmaktadır. Lağım suları her geçen gün dere yataklarımızı, doğal su kaynaklarımızı, kıyıları ve deniz suyunu kirletmektedir.

Bunların besin zinciri üzerindeki etkisini de hesaba katarsak Yeşil Barış Hareketi olarak yıllardır yaptığımız uyarıları dikkate almayanlar, hala yaşananlardan ders çıkarmamış görünüyorlar. Bütün yanlışlara rağmen, en üst makamlardan başlamak üzere devletin bütün ilgili birimlerinin, yasaları çiğneyerek, ısrarla plansızlığı teşvik etmesi ve alkışlaması ürküntü verici boyutlardadır.

“Takipçi olmaya devam edeceğiz”

Bu makamlardan, çevre sorunlarını çözümlenemez sınırlara taşıyan, doğaya ve ülkemize yapılan ihanet niteliğindeki bu sorumsuz davranışlar ve ihmaller ile ilgili açıklamalar ve yasal işlem ve takibat bekliyoruz. İvedilikle, tüm yetkilileri yasalara uymaya, kuralları işletmeye ve denizleri kanalizasyon olarak kullanmayı bırakmaya çağırıyoruz. Takipçi olmaya devam edeceğiz”













Başa dön tuşu