Köşe Yazarlarımız

Kimlerdensin Ya ABİM!





Kimlerdensin Ya ABİM!

Kıbrıs’ın ve Kıbrıslının en masum cümlelerinden biridir, “kimlerdensin ya abim?”

Nüfusun az olduğu, herkesin birbirini tanıdığı dönemlerden kalma bir alışkanlık… İlk defa gördüğümüz, bir kişinin bizi tanıma çabalarının bir yansımasıdır.

Zaman içinde bu masum cümle, şekil değiştirerek “torpil” adını aldı.

Dünya düzeni, torpille dönüyor mu bilinmez ama KKTC’nin torpille döndüğünden burada yaşayan herkes emindir.

Yediden yetmişe, herkesin bir problemini çözmek, bir talebini iletmek ya da bir işini yaptırmak için mutlaka tanıdık aradığı yerdir KKTC…

Covid-19 aşıları, KKTC’ye geldiği günden beri en çok konuşulan konulardan biri oldu yine torpil…

İlk günlede, doğru ve adil bir aşılanma sıralaması yapılamadığı için bir tanıdığı olan herkes aşılandı. Sağlıkçı olmayan, 80 yaş üstü olmayan veya kronik hastalığı olmayan bu kişiler belki de aşıya gerçekten ihtiyacı olan kişilerin hakkını yercesine, hiç vicdanları sızlamadan aşı oldular ve üzerine de sosyal medyada torpillerinin fotoğrafını attılar.

Kimse bu durumdan utanmadı. Kimsenin yüzü kızarmadı. Çünkü, herkes alışıktı bu duruma…

Herkes hak yemenin doğal birşey olduğuna öyle inanmış ki hakkını aramak doğruyu söylemek yadırganır oldu.
Daha sonra, Sağlık Bakanlığı, gönüllülük esasına bağlı olarak 80 yaş ve üzerindeki kişilerin aşılanmasına başlanacağını duyurdu.

Burada da bir keşmekeş yaşandı.

Nenelerimiz, dedelerimiz en soğuk günleri yaşadığımız bugünlerde evlerinden çıkıp hasta olma pahasına aşı sırasına girdi.

Sıra beklerken, plansızlıktan programsızlıktan aşı bitti, evlerine gönderildiler.

Oysa Sağlık Bakanlığı, Belediyelerden ve muhtarlıklardan yardım alarak çok rahat bu organizasyonu yapabilirdi.

Ama yapmadı…

Sonra, dün akşam saatlerinde bir haber duyduk. Akdeniz köyünde, 64 yaşına bir kişi aşı olduktan birgün sonra rahatsızlanarak öldü.

Ölüm sebebinin aşı olup olmadığı bilinmez ama 80 yaşından olmayan ve sağlık çalışanı da olmayan bir kişinin nasıl aşı olabildiği düşündürücü. Tabiki KKTC’de yaşayınca bunun nasıl olabildiğini çok da düşünmeye gerek yok!

***

Torpil, sadece sağlıkta değil hemen hemen toplumun her tabakasında her iş kolunda yaşanıyor. Ama bir de hakkı yenen ve sesi çıkamayan polisler var.

Başımız sıkıştığında, hakkımız yendiğinde, bir suçun mağduru olduğumuzda ilk başvurduğumuz kişiler olan polisler, en çok mağdur olan kesimlerin başında geliyorlar.

Sendikaları yok…  Disiplin suçu olduğundan haksızlığa karşı seslerini çıkaramıyorlar…

Terfi sınavları yapılıyor, haksızlığa uğruyorlar.

Görev yerleri ani şekilde değişiyor haksızlığa uğruyorlar.

Fazla çalışıyorlar ancak ek mesai alamıyorlar, haksızlığa uğruyorlar…

Ve dün yine polisle ilgili bir iddia duyduk. Eski bir Belediye Başkanı olan ve yine siyasi açıdan oldukça güçlü olduğu bilinen birinin suçüstü yakalandığı operasyonu yöneten polis subayı, aktif görevden pasif göreve alınmış. Yani, polis subayı ödüllendirilmiş….

Yıllarını hukuka adamış olan biri olarak, bu tür olayları her duyduğumda kanım çekiliyor. Üzülüyorum. Bir zamanlar yapılan anketlerde, KKTC’nin en güvenilir kurumu olarak gösterilen Polis Teşkilatının bu tür bir siyasi oyuna alet olabileceğini düşünmek bile istemiyorum.

Hele ki, eski bir öğrencim olan Polis Genel Müdürünün de olduğu birçok dersimde hukukun ve adaletin vazgeçilmezliğini anlattığımı düşündüğümde bu iddiaların gerçek olmamasını diliyorum.

Zira, suçlunun, suçsuzdan daha güçlü olduğu bir dünyada polisin hiçbir işlevi kalmaz.

  ***

Son olarak eğitim, uzaktan ve online eğitim veren özel ilk ve orta eğitim kurumlarına yasaklama getirildi.

Çocukları, devlet okuluna giden birçok veli eğitimin durmasından şikayet edince özel okullarda da eğitim durduruldu.

Sebep? Eşitliğe aykırı davranılması!!!

Hangi eşitliğe?

Biz herşey gibi eşitliği de yanlış anladık. Mutlak eşitlik yoktur. Eşitlik, eşitler arasında olur. Yani, siz devlet okullarının standartını yükseltmiyorsunuz diye, özel okulların standartını düşüremezsiniz.

Eşitlik istiyorsanız, devlet okullarını özel okulların standartına getirmelisiniz.

Özel ilk ve orta eğitim kurumları müfredatı, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından onaylanan ancak kendi akademik takvimlerini uygulamakta serbest olan okullardır.

Dolayısıyla bu kurumlar, değişen şartlara göre kendi akademik takvimlerini uygulayabilirler. Kaldı ki, birçok özel okul noel tatilinden paskalya tatiline kadar birçok değişik tatil uygulaması yaptığında kimsenin sesi çıkmazken, uzaktan eğitime başlamalarının yasaklanması yine, dünya üzerinde eşini benzerini göremeyeceğimiz bir durumu yarattı.

Yani, eşitliği sağlanamadığı gibi eğitim hakkına da müdahale edildi.

Uzun lafın kısası, bu düzen içinde izim gelişmiş ve tanınmış bir ülke olmamız kolay olmayacak. Gelişmiş ülke olabilmenin en önemli koşullarından biri, ilişkiler daha uzak bakabilmektir.

Herşeye ve herkese mesafeli durabilmektir. Kimlerden olunduğunun yerine, kişisel özelliklerin ve ulusal çıkarların ön plana koyabilmektir.











Başa dön tuşu