Köşe Yazarlarımız

Boykot değil de ‘sandık kime yarayacak’ sorusu daha doğru olmaz mı?














Boykot kime yarayacak yerine mevcut durumda sandık kime yarayacak sorusu daha doğru olmaz mı?

Boykot yapacağını açıklayan tanıdığım çok sayıda insan var.

Hemen hemen hepsi de boykot kararı almadan önce Kıbrıslı Türkleri gerçekten temsil edebileceğine inandığı ve biat etmeyeceğini düşündüğü siyasi partilerin birlikte hareket etmesinin bu aşamada elzem olduğunu söylediler.

Bazı toplantılarda bizzat bulundum. Tehlikenin ve tehdidin çok büyük olduğu ve bu durumla baş edebilmenin tek yolunun da her platformda birlikte hareket etmek olduğu vurgulandı.

Yıllardır yapılan planlı müdahalelerle iradesi gasp edilen ve bu duruma isyan eden Kıbrıslı Türklerin temelde farklı görüşleri ve mücadeleleri olmadığı ve artık ayrı ayrı partiler altında, birbirlerinden bağımsız hareket etme lükslerinin kalmadığı konuşuldu hep. Tümüne de katılıyorum.

Sorunlarımıza kalıcı ve bütünlüklü çözüm üretebilecek belirli ilkeler ve somut hedefler esasında kurulacak olan bir birlikteliğin sandıkta, mecliste, sokakta, uluslararası platformlarda sonuca ulaşabilme konusunda etkili bir yol olabileceği çok kişi tarafından kabul gören bir gerçeklik haline geldi.

UBP ve türevleri dışında kalan ve bizleri gerçek anlamda temsil edebilecek partilerimiz ne yaptılar peki? Seçime birlik olarak giremediler; hadi bunu da anladık; aynı çatı altında bir araya gelemiyorlar.

Peki seçime ayrı ayrı girip ortak bir hedef ve belirli, somut ilkeler doğrultusunda seçim sonrasında her hal ve şartta gerek hükümette, gerekse de muhalefette birlikte hareket etme noktasında fikir birliğine varabildiler mi?

Hayır.

Diyelim ki bunu da anladık.

Bizleri bir alt yönetim olmaktan kurtaracak ortak mücadeleyi de birlikte yapamıyorsunuz. Amenna. En azından toplumun önüne UBP’siz bir koalisyon alternatifi koymayı deneyebilirlerdi.

Bunu yaptılar mı? Hayır.

Şimdi bakıyorum ki tek tartışılan UBP tek başına mı iktidar olacak yoksa bir küçük ortakla mı iktidar olacak. Bunun dışında bir alternatif iktidar arayışı bile yok.

Yani yıllardır kurulmuş olan, bizi bu duruma getiren ve kuralları ve hatta sonucu başkaları tarafından belirlenmiş oyunu oynamayı kabul ediyorlar.

Görebildiğim mevcut muhalefet sanki de yarın iktidar olacakmış gibi birbirleri ile toplantı bile yapmıyor, palyatif çözüm önerileri ile gündemi meşgul ediyor. 24 Ocak sabahından sonra ne yapacaklarını konuşmuyorlar bile.

Bu durumda sandığa gidildiğinde ne değişecek sorusu gerçekten haklı bir soru olmuyor mu?

“UBP’yi evine göndereceğiz” diyenlerin en büyük hedefi UBP’ye küçük ortak olabilmek değil mi yani şimdi?

Tek başına iktidara gelebileceğine inanan ve bizleri temsil edebilecek bir parti var mı?

Statükonun ana unsuru olan UBP ile ortaklık yaparak hiçbir şeyi değiştiremediğimizi hala öğrenmedik mi?

UBP’nin küçük ortağı olabilmek için birbirini kıran federalistler, iradesine sahip çıkma mücadelesi vermeye çalışan ve aslında birbirlerinden hiçbir farkı olmayan parti tabanları, ülkemizin gerçek sahipleri sizlere sormak istiyorum: Bizler için hazırlanan oyunu bilerek, görerek heyecanla oynamaya devam mı?

Yani, “Başka bir yol da var!” demek için, 23 Ocak 2022 tarihini bir dönüm noktası haline getirmek için bir çaba gösterilmeyecek mi? “Biz bu oyunu bu sefer farklı oynayacağız!” demek için çaba harcamaya değmez mi?

Önümüze konulacak sandıktan bir değişim hükümeti çıkarmak için çaba gösterecek birileri olmayacak mı?

Muhalefete, yani bana göre Kıbrıslı Türklerin gerçek iradesini temsil etme durumda olabilecek partiler arasında bu birlikteliğe öncülük edebilecek kimse yok mu gerçekten?

Türkiye’de bile neredeyse tüm muhalefet değişim için bir araya gelmeyi başarmışken, bizde böyle bir çaba olmaması bile boykotu haklı çıkarmıyor mu sizce de?

Boykot kime yarayacak yerine mevcut durumda sandık kime yarayacak sorusu daha doğru olmaz mı? Yok mu bir umut ışığı yakacak?

Yetmedi mi sırf koltuk uğruna “küçük olsun benim olsun” zihniyeti ile bu toplumu yok oluşa sürüklenmekten kurtaracak ve sonuç alma ihtimali olan toplumsal mücadele vermeye hazırlayacak bir siyasi anlayış?

Yoksa, ki ne yazık ki öyle görünüyor, eşşek tepsin böyle sandığı!









Başa dön tuşu