Köşe Yazarlarımız

“Milli nesil” istiyorum” diyor, Ankara’daki ustasıyla flört edercesine…





Gerici AKP Hükümeti, kendi eliyle Cumhurbaşkanlığı‘na getirdiği Ersin Tatar aracılığıyla, muhafazakar kimliğini dayatacak organizasyonlar yapıyor ülkemizde.

Tatar da kendisini bulunduğu makama getirenlere karşı diyet borcunu, bu gibi müdahale programlarına hareket alanı açarak, himayesi altına alarak ödüyor.

Kendi toplumuna toplum mühendisliği yapılmasına çanak tutarak, kendi halkına rağmen ödüyor hem de!

***

1. KKTC Aile Çalıştayı’ adı altında Kıbrıs Türk toplumuna; “Senin özgürlükçü aile yapın bize göre değil, değişeceksin” diyor AKP hükümeti.

Biri çıkıyor sözde çalıştayda, Türkiyeli akademisyenmiş, adı Mehmet Gedik.

Anayasamızda suç olan bir eylemi; LGBT+ düşmanlığını, Tatar’ın hatta eşi Sibel Tatar’ın, Vakıflar İdaresi’nin be birçok Kıbrıslı siyasinin önünde açıkça dile getiriyor;

Kadın-erkek değilseniz, ne olduğunuz belli değildir. Eşcinsel aile yapısı dayatılıyor” diye nefretini kusuyor.

Tatar ve etrafındakiler alkışlıyor.

Sonra Tatar çıkıyor sahneye, organizasyonun muhteşemliğinden dem vuruyor, teşekkür ediyor.

“Milli nesil” istiyorum” diyor.
Ankara’daki ustasıyla flört edercesine.

***

Kendi ülkesinde kadınlara hayatı dar eden, çocuk gelinleriyle nam salan, her gün yaşanan cinayetlerle kadınlarının katledilmesine göz yuman, katilleri ödül verir gibi cezalandıran, İstanbul Sözleşmesi’ni yürürlükten kaldıran, kadının erkek eline bakmasını sağlamak için nafakayı ortadan kaldırmak isteyen, ‘Kadın mı kız mı bilmiyorum’ diyerek hakaret eden bir zihniyet, TC Aile Bakanlığı’nın tüm hatlarıyla adaya adeta çıkarma yapıyor.

Buradaki işbirlikçileriyle, Kıbrıs Türk aile yapısının kendi içine sindiremediği, kabul edemediği tüm özelliklerini yok etmek, kendine benzetmek için harekete geçiyor!

Muhalefetin büyük çoğunluğu susuyor, sivil toplum örgütleri, aktivistler ve birkaç gazeteci ses veriyor;

“Buna müsaade etmeyeceğiz”

***

Bilimden uzak, akıldan uzak, insan haklarından ve bireysel özgürlüklerden uzak yaklaşımlarını dayatmak için evimizin hatta yatak odalarımızın içine girmeye cüret ediyorlar.

Kimin kimi seveceğine, kimin kiminle sevişeceğine kadar karar vermek istediklerini açıkça dile getiriyorlar!

LGBT+ ve ‘kadın’ düşmanlığı yaparken, organizasyonuna destek diyerek İngiltere’nin ünlü eşcinsel ve evlilik karşıtı edebiyatçı ve oyun yazarı Oscar Wilde’nin sözlerini ayraçlara yazıp dağıtacak kadar bilgisizler üstelik.

Bunu bile bilemiyorlar.
Ama bizim kendilerine göre ‘bozuk’, ‘eksik’ olan aile yapımızı ‘düzeltecek’ adımlar atmak istiyorlar

***

Soruyoruz;

Kimsiniz mesela siz?
Hangi hakla bize nasıl aile olacağımızı öğretmeye kalkıyorsunuz?
‘Nasıl kadın’ olunur, ‘Nasıl kız çocuğu yetiştirilir?’, ‘Nasıl aile kurulur?’ sizden mi öğreneceğiz?

Kendinizde bu cüreti nereden buluyorsunuz da farklı bir coğrafya ve kültüre kendi kültürünüzün ‘aile yapısını’ empoze etmeye kalkıyorsunuz?

Hangi yetiyle;
Hangi yetkiyle?
Hangi bilimsel dayanakla?
Hangi hadle?

***

Sanki teknik bir konu ve o konunun mühendisleri gelmiş de, bu işin uygulamasının nasıl yapılacağını öğretiyor bize.

Düşünün, kültürel anlamda birçok ortak noktamızın olduğu İngiltere’den birileri gelecek ve; Bizim İngiltere’de aile yapımız böyledir, sizinki de aynen böyle olmalıdır” diyerek çalıştay yapacak.

Ama olmaz tabi,
O zaman bizim Türk milliyetçileri aslan kesilir ve “Siz kimsiniz, biz Türk oğlu Türküz” der.

***

Her zaman söylerim, dışarıdan hiçbir müdahale, ne kadar güçlü olursa olsun, içeriden yerli işbirlikçileri olmadan başarıya ulaşamaz.

O yüzden biz, bize dayatma yapanlarla mücadeleyi devam ettirirken, asıl içimizdeki işbirlikçilere karşı mücadeleyi yükseltmeliyiz.

Asıl kendi toplumuna sırtını dönen ve ihanet içinde olanlara karşı ses vermeliyiz.

Belliki bu konuda elimizde özellikle Meclis içi bir muhalefet yok, toplumun büyük kesimi de halinden memnun.

Ama,
Belki bir avuç
Belki binler, yüz binler olacağız.

Bu memleketi size ve işbirlikçilerinize bırakmayacağız.











Başa dön tuşu